mirc mircturkce turkcemirc mircsite mircarama indirmirc chatmirc mirchat

Suan 'Ataturk' Kategorisindesiniz


Ataturk Sozleri

Perşembe, Ocak 17th, 2008

ATATÜRK DİYORKİ;

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız.

Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.

Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

Milli mücadelelere şahsî hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.

Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır.

Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

Türk Milletinin istidadı ve kesin kararı medeniyet yolunda, durmadan, yılmadan ilerlemektir.

Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar.

Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.

Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.

Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.

Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplarını tatbik edeceğiz.

Bizim devlet idaresinde takip ettiğimiz prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

Milletimiz her güçlük ve zorluk karşısında, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hızını, her vasıtayla arttırmaya çalışmak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.

İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hattâ erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur.

Benim naçiz vücudum nasıl olsa bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır.

Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir.

Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.

Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmenleri ve eğiticileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle mütenasip bulunacaktır.

Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir.

Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır.

Okul sayesinde, okulun vereceği ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanatı, Türk iktisadiyatı, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir.

Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye erişmek maksadını güder.

Ekonomik kalkınma, Türkiye’nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.

Ataturk ilkeleri

Salı, Ocak 15th, 2008

ATATÜRKÇÜLÜK İLKELERİ

Atatürkçülük, Türkiyenin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk milletinin iredesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır.

Atatürkçülük, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmadır, batılılaşmadır;bir diğer anlamda da modernleşmedir; hür düşünceyi temsil eder, hürriyet ve demokrasi anlayışıdır.

Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir; laik bir düzen kurma, müsbet bilim zihniyetiyle devleti yönetmedir. Bu iki anlamıyla Atatürkçülük, Türk toplumuna uygun sosyal ve siyasal kurumları kurma ve modern toplum olma demektir.

Atatürkçülük ilkelerini “Temel İlkeler” ve “Bütünleyici İlkeler” olmak üzere iki grupta değerlendirmekteyiz. “Temel İlkeler”: Cumhuriyetçikik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılıktır. “Bütünleyici İlkeler” ise: Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik ve Bereberlik, “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”, Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve Akılcılık, insan ve insanlık sevgisidir.

ATATÜRK’ÜN KENDİ İFADESİYLE İLKELERİNİN TANIMI

I.TEMEL İLKELER

1-Cumhuriyetçilik:

Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.(1924)

Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)

Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir… (1925)

Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun adı cumhuriyet’tir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)

2-Milliyetçilik:

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir. (1930)

Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı, hep bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (1923)

Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (1923)

3-Halıkçılık:

İç siyasetimizde ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası Anayasamızla tespit edilmiştir. (1921)

Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum sistemidir. (1921)

Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil, fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibarıyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir. (1923)

4-Devletçilik:

Devletçiliğin bizce anlamı şudur: kişilerin özel teşebbüslerini ve şahsi faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin ihtiyaçlarını ve çok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak, memleket ekonomisini devletin eline almak. (1936)

Prensip olarak, devlet ferdin yerine geçmemelidir. Fakat ferdin gelişmesi için genel şartları göz önünde bulundurmalıdır. (1930)

Kesin zaruret olmadıkça, piyasalara karışılmaz; bununla beraber, hiçbir piyasa da başıboş değildir. (1937)

5-Laiklik:

Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930)

Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. (1930)

Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz. (1926)

6-İnkılapçılık:

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün anlam ve görüşleriyle medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. (1925)

Biz büyük bir inkılap yeptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. (1925)

II- BÜTÜNLEYİCİ İLKELER

1-Milli Egemenlik:

Yeni Türkiye devletinin yapısının ruhu milli egemenliktir; milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Toplumda en yüksek hürriyetin, en yüksek eşitliğin ve adaletin sağlanması, istikrarı ve korunması ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla milli egemenliği sağlamış bulunmasıyla devamlılık kazanır. Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir. (1923)

2-Milli Bağımsızlık:

Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyeti demektir. (1921)

Türkiye devletinin bağımsızlığı mukaddestir. O ebediyen sağlanmış ve korunmuş olmalıdır. (1923)

3-Milli Birlik ve Beraberlik:

Millet ve biz yok, birlik halinde millet var. Biz ve millet ayrı ayrı şeyler değiliz. (1919)

Biz milli varlığın temelini, milli şuurda ve milli birlikte görmekteyiz. (1936)

Toplu bir milleti istila etmek, daima dağınık bir milleti istila etmek gibi kolay değildir. (1919)

4-Yurtta Sulh (Barış), Cihanda Sulh:

Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz. (1931)

Türkiye Cumhuriyeti’nin en esaslı prensiplerinden biri olan yurtta sulh, cihanda sulh gayesi, insaniyetin ve medeniyetin refah ve terakisinde en esaslı amil olsa gerekir. (1919)

Sulh milletleri refah ve saadete eriştiren en iyi yoldur. (1938)

5-Çağdaşlaşma:

Milletimizi en kısa yoldan medeniyetin nimetlerine kavuşturmaya, mesut ve müreffeh kılmaya çalışacağız ve bunu yapmaya mecburuz. (1925)

Biz batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926)

6-Bilimsellik ve Akılcılık:

a) Bilimsellik: Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir. (1924)

Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet bilimdir. (1933)

b) Akılcılık: Bizim, alık, mantık, zekayla hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. (1925)

Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. (1926)

7-İnsan ve İnsanlık Sevgisi:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzülünecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. (1931)

Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. (1936)

Ataturkculuk

Salı, Ocak 15th, 2008

Atatürkçülük; Atatürk’ün yaptığı ilke ve inkılapların, hayatının, kişiliği ve kişilik özelliklerinin tam olarak kavratılmasıyla anlaşılabilir. Bilinçli bir öğretim sürecinde; sadece Atatürk’le ilgili hatıra ve hayat hikayeleri, Atatürkçülüğün kavratılması için yeterli değildir. Bu sürece mutlaka çeşitli etkinlikler yerleştirilip, tanımadan çok kavramaya, bellekte tutmaktan çok yaşamaya, bilmekten çok uygulamaya dönüştürerek, Atatürkçülüğü kavratıp, yaşatıp, uygulatmak gerekmektedir.

Bütün öğretmenlerimizin Milli Eğitim Temel Kanunu ve genel programlarda yer alan amaçlar doğrultusunda hareket ederek, öğrencilerin Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı yurttaşlar olarak yetiştirmeleri görevlerinin gereğidir. Bu durumda, okullarımızda her türlü branş öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerinin bu konuya önemle eğilmeleri ve programlara uygun biçimde etkinlik göstermeleri zorunlu bulunmaktadır.

Bütün öğretmenler ders dışı eğitsel çalışmalarda ve rehberlik saatlerinde, diğer derslerin yanı sıra, Atatürkçülüğü bir davranış olarak kazandırma yolunda yapabilecekleri çalışmaları, mevcut programlardaki amaç ve açıklamalar göz önünde tutularak , ders içi ve ders dışı çalışmalarda, Atatürk’ü bilinçli olarak sevdirme, O’ nun eserlerine içtenlikle bağlanma yol ve yöntemlerini içerecek şekilde düzenlenmelidir.

Temel Eğitimin I. Kademe sınıflarında; Atatürk ve eserlerinin tanıtılması, benimsetilmesi, sınıf öğretmenlerinin sadece belirli bir ders içindeki ünitelerin işlenmesi sırasında vereceği bilgilerle sınırlı tutulmamalıdır. Atatürk’ün Kişiliği, Kurtuluş Savaşındaki önemli olaylar, Atatürk İnkılabı, Atatürk ilke ve Görüşleri, Ulu önderimizin özdeyişleriyle birlik ve beraberlik içerisinde her fırsatta öğrencilere duyurulmaya çalışılmalı, öğrenciler Atatürkçülük konusunda bilinçlendirilmelidir.

Vatan ve Millet Sevgisi işlenirken, Atatürk’ün vatanını ve milletini çok sevdiği, vatan ve millet için canını feda etmekten kaçınmadığı vurgulanmalıdır.

İdealist oluşu işlenirken; milli birlik duygusuyla kenetlenmiş olmanın, ayrıca milletler arasında kardeşçe bir insanlık hayatı meydana getirmenin Atatürk’ün ideali olduğu vurgulanmalıdır. Mantıkçı ve gerçekçi oluşu, akla ve bilime önem verdiği, gerçeğe akıl ve bilim yoluyla ulaşılacağına inandığına kendi sözleriyle değinilmelidir. Yaratıcı düşüncesi, kazandığı askeri başarılar ve inkılapların yapılması sırasındaki uygulamalarla verilmelidir. Sabır ve disiplin anlayışı; bir konuda karar alışı ve uygulamadaki zamanlamasıyla; ileri görüşlülüğü, olayların gelişmesiyle sonucu kestirebilmesiyle; açık sözlülüğü, gerçekleri millete ifade etmekten çekinmemesiyle; Çok yönlülüğü, komutan, devlet adamı, inkılapçı, öğretmen olmasıyla; Öğreticilik yönü eğitim-öğretime önem vermesi, harf inkılabını yapması ve Baş öğretmenliğiyle; Sanatseverliği, Türk sanatının gelişmesine, çağdaşlaşmasına verdiği önem ve bu alanda söylediği sözlerle; Yöneticiliği, toplumun çıkarlarını kendi çıkarlarından üstün tutmasıyla; Önder oluşu, Kurtuluş Savaşı’nda Türk milletine çağdaş inkılapların yapımındaki önderliğiyle; Kararlı ve Mücadeleci oluşu, güçlüklere direnmesi yılmadan ümitsizliğe kapılmamasıyla; Planlı çalışması, her işini planlı yapışıyla; inkılapçılığı, gerçekleştirdiği inkılaplarla; Birleştirici ve Bütünleştirici oluşu, Kurtuluş Savaşı öncesi hazırlık dönemindeki icraatlarıyla; İnsan sevgisi ise insanlara verdiği değer ve barışçı yaklaşımlarıyla verilip kavratılmak, anlatılıp vurgulanmalıdır.

Öğretmenlerin Atatürkçülüğün kavratılması ve yaşatılması için yapması gereken çalışmalar şöyle özetlenebilir:

- Sınıflarda bakanlık tavsiyeli Atatürk’le ilgili yayınlardan öğrenci seviyesine uygun Atatürk kitaplığı oluşturulmalı, her öğrenci okuduğu en az bir kitabı takdim etmelidir.

- Öğrenciler, Atatürk’le ilgili şiir ve özdeyişleri toplamaya ve bir Atatürk Şiirleri Antolojisi meydana getirmeye teşvik edilmelidir.

- Her ay değişecek şekilde, bir panoda haber levhası hazırlatmalı, gazete ve dergilerde Atatürk hakkında çıkan şiir ve yazılarla öğrencilerin yazdıkları aynı konudaki şiir ve yazılar bu levhaya konulmalı, sınıf öğrencilerinin bilgi edinmeleri sağlanmalıdır. Daha sonra bu yazılar, gelecek yıllarda kullanılmak üzere sınıflarda tutulacak dosyalarda saklanmalıdır.

- Yıl içerisinde yazdırılacak kompozisyon ödevlerinden en az birisi Atatürk’ün ilke ve görüşleriyle ilgili özdeyişleri de açıklanması konusunda verilmelidir.

- Ders kitabındaki metinlerde geçen kelimelerle cümleler yaptırılırken, sık sık Atatürk inkılabıyla ilgili cümleler kurdurulmalı; dil bilgisi cümleleri de bu yönde olmalıdır.

- Öğrencilerden bulundukları yerlerdeki Atatürk’le ilgili müze ve anıtları görmeleri istenmeli, derslerde gezi notları, Atatürkçülük duygusu ile birleştirilerek sözlü veya yazılı olarak anlattırılmalıdır.

- Öğrencilerin ellerindeki Türkçe kitaplarında yer alan Atatürk, Kurtuluş savaşı, Atatürk ilke ve inkılaplarıyla ilgili bulunan serbest okuma parçaları da, kitaptaki esas metinler gibi işlenmelidir.

- Her sınıfta Müfredat Programı’na göre ders öğretmenin seçimine bırakılmış olan Kompozisyon örneklerinin Atatürk’ün inkılap, ilke ve görüşlerinden alınmasına özen gösterilmelidir.

- “Fıkra”, “Hatıra”, “Portre”, “Tasvir”, “Mülakat” gibi yazı türlerinde Atatürk bir kaynak olmalı ve bu konularda yazılmış pek çok yazarın eserlerinden seçmeler yapılmalı ve uygun bulunan metinlerin işlenmesi yoluna gidilmelidir.

- Sözlü ve yazılı açıklamalarda Atatürk’ün özdeyişlerinin anlatım içine girmesi sağlanmalıdır.

- Ders kitaplarında yer alan yazarların metinleri işlenirken ilgisine göre, Atatürk ve inkılabıyla bağlantı kurulmalıdır.

- Türkiye’nin dünyadaki yeri ve önemi konusunda, yurdumuzun bugünkü sınırlarının Atatürk’ün önderliğinde yapılan Milli Mücadele sonunda çizilmiş olduğu ve coğrafi konumu itibariyle stratejik önemine değinilmeli; Türkiye’nin komşusu Orta Doğu ülkeleri arasında gerek ekonomik gerekse kültürel alanlardaki üstünlüğünün Atatürk inkılabının bir sonucu olduğu belirtilmelidir.

- Atatürk’ün 19 Mayıs Samsun’a çıkışı ile Kurtuluş Savaşının başlamış olduğu vurgulanmalı Havza ve Amasya tamimlerinin kapsam ve sonuçlarına değinilmeli; Kastamonu bahsinde şapka ve kılık kıyafet değişikliklerinden söz edilmelidir. (Karadeniz bölgesi)

- Marmara Bölgesi = Boğazların önemi, Lozan Antlaşmasının bu konudaki sonuçları ile daha sonra Boğazlara yeni statü getiren Montreux sözleşmesi anlatılmalıdır.

- Ege Bölgesi = Kurtuluş savaşında bu bölgede yapılan muharebeler ve yunanlara karşı başarılar, Atatürk’le ilişkilendirilerek sonuçları vurgulanmalıdır.

- İç Anadolu Bölgesi = Sivas kongresi ve önemi, Atatürk’ün Ankara’ya gelişi, Sakarya Meydan Muharebesi, Ankara’nın başkent oluşu, TBMM’nin açılışı anlatılmalıdır.

- Akdeniz Bölgesi = Atatürk’ün Hatay’a verdiği önem ve Hatay’ın anavatana katılmasıyla üzerinde durulmalıdır.

- Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi = Erzurum kongresi ve alınan kararların önem ve sonuçlarına yer verilmeli, bu yöre halkının Milli Mücadele sırasındaki kahramanlıkları, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Gaziantep örnekleriyle açıklanmalıdır.

- Nüfus ve yapısı = Atatürk’ün eğitime verdiği önem, yeni Türk alfabesinin kabulü ve Okuma-yazma Seferberliği üzerinde durulmalıdır.

- Türkiye Ekonomisi = Lozan Barış Antlaşması ile kapitülasyonların kaldırılması ve bunun ekonomik yönden sonuçları açıklanmalıdır. Atatürk’ün tarım ve endüstriyel alanlardaki gelişmelerin gerekliliği hususundaki görüşleri belirtilmeli ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan şeker ve dokuma fabrikaları gibi endüstriyel kuruluşları örneklerle yer verilmelidir.

- İkinci Anayurdumuz olan Türkiye’nin tarihinde dönüm noktası oluşturan Malazgirt ve Miryekefalon savaşları anlatılırken, Kurtuluş savaşımızın sonundaki Büyük Taarruz ve Başkumandan Meydan Muharebesinin önemine de değinilmelidir.

- Tarihimizde gurur duyduğumuz kahramanlıklar anlatılırken, yerine göre, en büyük kahraman Atatürk’le ilişki kurulmalıdır.

- Geçmişteki denen Osmanlı zamanındaki Savaş, ıslahat, antlaşma ve siyasi olaylar anlatılırken, konusuna göre, Cumhuriyetimizdekilerle karşılaştırmalar yapılmalı, Atatürk’ün üstün kişiliği vurgulanmalıdır.

- Osmanlı döneminde kullanılması güç olan arşın, dirhem, okka gibi uzunluk ve ağırlık birimleri ile ölçü sistemleri yerine daha kolay kullanılır, pratik metrik sistemin, gram ve kilogram ölçülerinin konulmasının Atatürk’ün emirleri ile gerçekleştirildiği açıklanmalı ve bunların önemine değinilmelidir.

- Atatürk’ün şu sözleri ile dersler arasında bağlantı kurulmalı ve çocuklara benimsetilmelidir: “ Bilim ve teknik için sınır yoktur.”, “ Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”, “ İstikbal göklerdir.”, “ Hakiki rehberimiz ilim olacaktır.”

- İslam dinide bilgiye verilen önem ve yenilikler karşısında islam dini, sanat ve bilim hareketlerinin gelişmesinde Türklerin hizmetleri, Büyük Türk düşünürleri, Bilgi ve bilgin, konularında Atatürk’ün bütünleyici ilkelerinden; Bilimselcilik, Akılcılık, Çağdaşçılık, ilkeleri açıklanmalı; Atatürk’ün sanat ve sanatçıya verdiği önem üzerinde durulmalı; Cumhuriyet döneminde kurulan kültür, bilim ve sanat kuruluşlarından bahsedilmelidir.

- Vatan sevgisi konusunda, Atatürk’ün vatan ve millet anlayışı açıklanmalıdır.

- Türklerin tarih boyunca İslama hizmetleri konusunda kurtuluş savaşı ve bu savaşın İslam’a kazandırdıkları üzerinde durulmalıdır.

- Türklerin meydana getirdiği hayır kurumları için Atatürk zamanında Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumuna verilen önem belirtilmelidir.

- Birlik ve Beraberlik konusunda, Atatürk’ün Milli Birlik ve Beraberlik ilkesi açıklanmalıdır.

- Çalışma konusunda Atatürk’ün kişiliği örnek alınmalıdır.

- Din ve dünya ayrılığı, devlet ve demokrasi konuları Laiklik ilkesiyle açıklanmalı, Laikliğin dinsizlik olmadığı vurgulanmalıdır.

- Öğrencilerin seviyelerine göre, Atatürk’ün İslamiyet hakkında görüşleri veya Laiklik hakkında ödevler verilmelidir.

- Bedensel faaliyetlerin düzenli ve tertipli akışı uygulamalarında öğrencilere Atatürk’ün “ Spor bir medeniyet unsurudur ” ve “ Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” sözleri açıklanmalıdır.

- Müzik dersi çerçevesinde, Atatürk ile ilgili marşlara yer verilmeli, güftelerdeki anlamlar, Atatürk’ün kişiliği, ilke ve görüşleriyle bağdaştırılmalıdır.

- İstiklal Marşı’nın anlam ve önemi öğrencilere kavratılmalıdır.

- Kabiliyeti bilinen öğrencilere Atatürk, Yurt, Bayrak konularında marş güfteleri yazmaları sağlanmalı, ödül ve pekiştireçlerle teşvik ve katılım sağlanmalıdır.

- Yeri geldikçe Atatürk’ün sevdiği şarkılar ve türküler öğretilmelidir. İmkanlar ölçüsünde Atatürk’le ilgili müzik eserleri dinletilmelidir.

- Türk bayrağı resmi çizdirilirken, İstiklal Marşı, Atatürk’ün bağımsızlık ilkesi üzerinde durulmalıdır.

- Cumhuriyet öncesi ve sonrası Türkiye ile Türk halkının durumu çizilen mukayeseli kompozisyonlara uyarlanmalıdır.

- Okullardaki Atatürk köşelerinin düzenlenmesinde, köşede yer alacak Atatürk resimlerinde öğrenci katkısı sağlanmalıdır.

Velhasıl, sadece programda yer alan basit konular ve sadece Türkçe ve Hayat Bilgisi (Sosyal Bilgiler) dersleri ile Atatürkçülük konusunun kavratılması, yeterli değildir. Öğrenciler, Atatürkçülüğü değil sadece Mustafa Kemal’i tanımakta, O’nu bilmektedir. Yurdumuzu düşmanlardan savaşarak kurtarmış, Cumhuriyeti kurmuş ve şuan Anıtkabir’de yatmaktadır. Sadece hayatının bir kısmıyla yetinen öğrencilerin Atatürkçülük gibi kendilerini geleceğe yöneltip hazırlayacak mühim bir etkenden uzak kalmaları üzüntü verici ve gelecek için oldukça düşündürücüdür. Atatürk’ün kişiliği ve kişilik özellikleri, ülkenin І. Dünya savaşı sonrası durumu sırasında Atatürk’ün takındığı tavır, Atatürk’ün fikir ve düşünce hayatı, Atatürk’ün Türk Milleti ve geleceği için yaptığı çalışmaları, inkılapları, eserleri, Atatürk’ün birbirinden değerli ilkeleri ve bunları tamamlayıcı ilkeleri, Atatürk’ün öğrencilerin anlayacağı seviyeye indirgenmiş görüşleri ve sözleri çocuklara kavratılmalıdır.

Atatürk’ü, çocuklar, Malkoçoğlu veya Battalgazi filmlerinde izledikleri gibi algılamamalı, O’nun bir fikir, ilim, edebiyat, sanat, devlet adamı olduğunu anlamalı, böyle kavramaları sağlanmalı, ilke ve inkılaplarını yaşmaları sağlanmalı, gereken yerlerde uygulanmalıdır

Ataturkun Hayati

Salı, Ocak 15th, 2008

1 Kasım 1938′ deki TBMM’nin açılışına hastalığı yüzünden katılamadı. Atatürk’ e on beş gün kadar son rahat günlerini yaşama olanağını veren hastalık, tekrar normal seyrinden çıkarak yeni bir krizle şiddetlendi. Ardından korkulan son bütün acıyla geldi.
Büyük Komutan, Devlet Adamı, Devrimci ve Büyük İnsan, 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09.05′te ölümlü yaşama veda etti.

Bu kara haber Türk Milletini büyük bir yasa boğdu. 16 Kasım 1938′ de tabutu, Türk Bayrağıyla örtülü bir katafalk üzerinde Dolmabahçe Sarayı’nın büyük tören salonuna konuldu ve halkın ziyaretine açıldı. Bütün İstanbul halkı büyük kurtarıcısına son görevi yapmak için Saraya koştu.
19 Kasım 1938 Cumartesi günü sabahı, Dolmabahçe Sarayı Tören Salonunda cenaze namazı kılındı. Cenaze alayı İstanbul halkının gözyaşları arasından geçerek Gülhane Parkı’na geldi. Tabut bir torpidoya alınarak, Yavuz Zırhlısı’na nakledildi. İzmit’te özel bir trene konulan cenaze, yol boyunca Ata’larına son saygısını gösteren halkın yüreklerinde derin sızılar bırakarak 20 Kasım 1938 Pazar günü Ankara’ya götürüldü.
Atatürk’ ün tabutu Büyük Millet Meclisi önünde hazırlanan katafalka yerleştirildi. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, bütün Ankara halkı katafalkın önünden saygıyla eğilerek geçti. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü hafif yağan bir yağmur altında tören başladı. On iki milletvekili cenazeyi top arabasına yerleştirdi. On iki general top arabasının iki yanında nöbete durdu. Başta yabancı Devletlerin yolladıkları askeri birlikler olmak üzere, törene katılan birlikler Türk Milleti’nin kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük Atatürk’ ü selamlayarak geçtiler. Cenazeyi taşıyan top arabasının arkasında en büyüğünden, en küçüğüne kadar bütün Türk Milleti vardı. Atatürk’ e geçici kabir olarak ayrılan Etnografya Müzesi’ ne götürülen tabut, hazırlanan mermer lahdine yerleştirildi.
Atatürk’ ün naaşı Anıtkabir yapılıncaya dek on beş sene bu geçici kabirde kaldı. 10 Kasım 1953′te büyük bir merasimle ebedi istirahat yeri olan Anıtkabir’ e nakledildi.
O, Türk’ ün tarihinde ve gönlünde ebediyen yaşayacaktır

Atatürk’ün son sözü; ALEYKÜMÜSSELAM’dır

Atatürk’ün çocukluğu ve eğitimi

Atatürk’ün yaşamındaki kronolojik olaylar

Ordu kumandani olarak atatürk

Kurtuluş savaşı

Atatürk devrimleri

Atatürk diyor ki

Atatürk’ün bazı özdeyişleri

Atatürk’ün Künyesi

Öykülerle Atatürk

Şiirlerle Atatürk

Tasavvuf

Atatürk’ün Anıları

Atatürk Ve 19 Sayısı

Atatürk Ve Kadınlar

SAVAŞ YILLARI

Balkan savaşı
Birinci Dünya Savaşı
Çanakkale savaşları

KURTULUŞ SAVAŞI
Mustafa Kemal Samsun’da
Amasya genelgesi

Erzurum ve sivas kongreleri
Misakı milli
Sarıkamış, kars ve gümrü’ nün alınması
Sevr antlaşması
Birinci ve ikinci inönü savaşları
Sakarya meydan muharebesi

BÜYÜK TAARRUZ

Başkomutanlık meydan muharebesi
İzmir’ in kurtuluşu ve işgali
Mudanya mütarekesi
Lozan antlaşması



eXTReMe Tracker