Suan 'Fikra' Kategorisindesiniz


Dile Benden ne Dilersen

Pazar, Ekim 5th, 2008

Yaşlıca bir bayan evindeki koltuğunda oturup uzun geçmiş hayatını gözden geçirirken birden bir peri karşısına çıkıverir ve ona 3 dilekte bulunabileceğini söyler.
- ”Peki” der yaşlı kadın.
- ”Zengin olmak istiyorum”.
Peri bir el hareketiyle kadının koltuğunu som altına çevirir.
- ”ikinci olarak’ta güzel ve genç bir prenses olmak istiyorum” der.
Birden başında paha biçilemez bir tacı olan dünya güzeli bir prenses oluverir.
- ”üçüncü ve son olarak ne istersin” diye sorar peri.
O sırada yaşlı köpeği ağır bir şekilde kafasını kaldırır ve zayıf bir “hav” sesi çıkartır.
Prenses çok sevdiği köpeğine bakar ve şöyle der;
- ”Kopeğimi yakışıklı bir prense dönüştürebilirmisin?”.
Tam o anda, şimdi güzel bir prenses olan yaşlı kadının önünde dünyada hiç kimsenin görmediği kadar yakışıklı bir prense dönüşür köpek.
Hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği kadar yakışıklıdır bu prens.
Kadın ona büyük bir hayranlıkla bakar ve o anda ona aşık oluverir. Prens ona doğru yaklaştığında kadının heyecandan dizleri titremeye başlar.
Prens ona doğru eğilir ve dudakları neredeyse kadının kulağına değecek şekilde şöyle fısıldar;
- ”Eminim şimdi, zamanında beni hadım ettirdiğine çok pişmansın”…

Yuzme Bilmiyor Fikrasi

Salı, Aralık 30th, 2008

-Ülkenin birinde bakan,kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.
-Nihayet;Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve
-İlan etti; Pazar günü saat 10′da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecek.
-Pazar sabahı saat 10′da tüm basın mensupları toplandılar orada. Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı. Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı.
Fakat ertesi günü tüm gazetelerde su başlık okundu
-Bakan yüzme bilmiyor!

Kotu Haber Nasıl verilir

Pazar, Ekim 5th, 2008

İstanbul’da üniversitede okuyan genç kız Ankara’daki babasına telefon etmiş;
- ”Baba, merhaba Ben Lale”.
- ”Ooooo Güzel kızım benim. N’abersin bakalim?”.
- ”Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim yok valla”.
- ”Hayırdır? Bi sorun’mu var?”.
Kız ağlamaya başlar babası ise üzüntü ve meraktan kafayı yemektedir;
- ”N’ooldu kızım? anlatsana”.
- ”Murat evi terketti. Boşanmak istiyormuş”.
- ”Ne evi lan? Ne boşanması? Sen ne zaman evlendin’de bosaniyorsun”.
- ”Hani senin hiç hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı’ya ben onunla evlendim”.
- ”iyi halt ettin, zilli neyse, artık yapacak bi şey yok. Versin mahkemeye, hemen boşanın”.
- ”Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği çıplak fotoğraflarımı internetten herkese yollayacakmış”.
- ”Püüh. Rezil… Çıplak fotoğraf çektirdin, öyle mi?”.
- ”Ama babacığım O benim kocamdı. Ne biliyim böyle bir puştluk yapacağını”.
- ”Peki Olan olmuş artık. Yarın havale ederim parayı ögleden sonra Bankaya gidip çekersin sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotografları”.
- ”Sağol baba Eeee şey bi’de kürtaj için 2 milyara ihtiyacım var”.
Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konuşur;
- ”Kürtaj’mı? Bi’de hamile’mi kaldın o çocuktan sen?”.
- ”Aslında ondan değil… Zenci bi çocuk vardı… Zaten o yüzden ayrılıyoruz’ya”.
Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir, tansiyonu düşer, artık inleyerek konuşmaktadır;
- ”Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmişsin. Allahım nedir bu başımıza gelenler okulu bitirir bitirmez Ankara’ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını”.
- ”İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben geçen yıl okuldan atıldım çünkü”.
Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşağıya devirir ve ancak bu şekilde konuşmasını sürdürür;
- ”Okuldan’mı atıldın? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli? Eh ulan sen hele bi gel buraya ben sana yapacağımı bilirim. Evden dışarıya adım attırmiycam sana ilk isteyenle’de evlendiricem”.
- ”O iş zor be baba biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce eşler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar pek iyi bi rapor sunacağımı zannetmiyorum ben”.
- ”Allahım, çıldıracağım bir de cinsel hastalıklar haaa… kesin o zencidendir”.
- ”Çok pis arkadaşları vardı. Bilmem artık hangisinden kapmışımdır”.
Güm diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır.
- ”Hemen bu akşam dayını yolluyorum oraya seni alıp gelecek. Adresini ver bakim”.
- ”Mahmutpaşa Karakolu’ndayım gelirken kefalet için de biraz para getirsin yanında”.
- ”Karakol’mu? bi’de karakola’mı düştün layyynnn? Ne yaptın?”.
- ”Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çıktım. O kafayla Arnavutköy’de kokoreççi dükkanına girdim. Ama neyse’ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralık araba firmasına biraz para vermek gerekir sanırım”
Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta fenalaşmak ne kelime adeta kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur. Kız tekrar konuşmaya başlar;
- ”Babacığım sakın üzülme bütün bunlar bir şakaydı. Ben sadece sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım”.
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır;
- ”Canın sağolsun be güzelim, boşveeerrr. Okul’da neymiş? Hiç mühim değil, tatlı canın sağolsun senin”…

Amin Evlatlarim

Cumartesi, Ekim 4th, 2008

Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken
‘kahrolsun Amerika’diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini görürler.

Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et yarın
geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’derler.

Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamlarının papağanı
gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve ‘Hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim’der Hoca kabul eder ve değişim
gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
ve kızarak :’biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? ‘
Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
‘Kahrosun Amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!

papağan dile gelir
-Amin evlatlarım…..)))

Bir Dahaki Sefere

Pazar, Ekim 5th, 2008

etrafinda guzelligi ile taninan sarisinin evlerine ,her aksam bir iki aile gorucu olarak geliyormus,gelen goruculer boynu bukuk ayriliyorlarmis.
lakin bizim sarisinin gonlu ,amca oglu olan kuzenindedir, bu arada amcasinin ogluda bizim sarisina yaniktir,lakin bu arada
iki tarafin ailesi tarafindan evlenmelerine izin cikmamaktadir
karakara nasil evlenebileceklerini dusunurlerken ,bizim oglanin aklina muthis bir fikir gelir ve sevdigine plani su sekilde anlatir
kacalim
hayir olmaz,ailemin rizasini almadan olmaz
o zaman benim ol,ailen mecbur kalarak seni bana vermek zorunda kalirlar
o da olmaz,evlenmeden ve nikahtan once asla
o zaman aklima son olarak bir sey geldi
cabuk soyle ,nedir o?
o zaman sen beni hallet, beni sana vermek zorunda kalsinlar
bu fikir bizim sarisinin aklina yatar
ve sonunda olan olmustur sarisin amcasinin
oglunu hallettigi icin cok mutlu olarak eve doner
annesi kizinin bu durumunu hemen farkeder
hayrola ne oldu bugun sana? seni cok mutlu goruyorum der
anne bugun ne oldu biliyormusun? ben amcamin oglunun ustune cikarak onu hallettim der
annesi de
kiziiiimmm,kiziiiiimm bu is icin altta veya ustte bulunman onemli deyil ,halledilen bu durumda yinede sensin bekaretini almis senin.

nasil yani ?
nasilimi var amcanin oglu
seni bayagi halletmis
vay alcak vay,bu sefer beceremedim ama birdahaki sefer muhakkak seni