Suan 'Hikayeler' Kategorisindesiniz


Nede Olsa Sonbahardi

Perşembe, Ocak 17th, 2008

Cemal Türker, “Teşrin Fırtınası”ndan sonra

“Ne de olsa Sonbahardı” diyor!

Cemal Türker’in yeni kitabında yer alan öykülerin tümü gerçek. İster
masal,
ister ağdalı bir melodram tadıyla okuyun. Rüya ile hülya arası bir şey işte!
Hani bazen kurmacayla hakikat içiçe geçer ya?
kendisinde kalan gölgelerinden yola çıkan Cemal Türker bu defa
düşbozgunlarıyla dolu hayatların sıyrıklarını, sızıntılarını kaleme almış.

Yine güz esintili bir kitap.

Hele bu kitapta bir Cahide var ki ! belgesel tadında kısa bir öykü.
Alıp, götüren, sürükleyen.
Şimdi nedense çoook uzaklarda terk edilmiş bir dönemin
hanımefendilerinden
birini anlatıyor: Cahide’yi Üstelik farklı yüzleriyle bir değil bir kaç
Cahide’yi. Ama henüz hiçbiri gerçek Cahide değil.

Matruşka bebekler şeklinde birbirinden çoğalan Cahide’ler. Bir değil, on,
yüz, bin Cahide.
Cemal Türker yine farklı bir imzayla çıkıyor arşivcilerin, araştırma
yapanların karşısına. CAHİDE SONKU’yu, Cahide Sonku’yu anlatanların
kalemlerinden alıntılarla dile getiriyor. Tülay Bilginer, Füsun Erbulak, Tarık
Dursun K., Haldun Dormen, Selim İleri, Gülriz Sururi kimler yok
ki..derlediklerini, kendinden kalan izleri bir ilk taslak olarak sunuyor
okura. Kolay cesaret edilecek birşey değil. Bu alıntıların bir arada
toplanması bile başlıbaşına kaynak işlevi görmekte. Kendini Cahide Sonku
olarak tanıtan, onunla özdeşleşen bir konsomatrisle başlıyor
belgesel öykü…adeta film gibi..geri dönüşler..kimlik sorgulanışı. Kasıp
kavuran bir yalnızlık öyküsü. Öykünün bir yerinde Nükhet Duru,Mehmet
Teoman, Cenk Taşkan giriyor devreye.” Cahide Bir Efsane” müzikali sahne
alıyor yeniden. Ve gri yeşil, yıllar öncesinden kalan fotoğraflar…Hayat
Mecmuası, Haftasonu Gazetesi arşivlerinden derlenmiş. Fotoğraflar 1930
lu 40-50′li yılların rüzgarlarıyla yanık..esrik. Hele bir fotoğraf var ki..sene
70 li yılların sonu.Cumhuriyet Tarihimizin bilinen ilk SUPERSTAR’ı bir
hastahane koğuşunda,yatağa oturmuş. Parmakları arasında bir
sigara..pijaması..askılı terlikleri.beyaz çorapları..saçları gelişigüzel
fırçalanmış..saçları sarı değil artık..siyah..belki koyu
kahverengi…dağınık. Yüzünde aldırışsız, boşvermiş, küçümseyen, dışlayan
bir tebessüm..tükürür gibi, küfreder gibi..ölümü yakalamak ister
gibi…soylu…nadan. Yanında dönemin ünlü starları..hepsinde hüzün,
abartılı sefkat gölgesi vurmuş yüzlerine.hepsi yanında..destek
için..sevdikleri, saydıkları için..değerini bildikleri için.. Cahide objektife
bakıyor gülümser gibi..ölümle oynaşır gibi…çığlık gibi. Pırıltıları dökülmüş
bir eski zaman kostümü gibi.

Gercek Dostluk Bu

Cuma, Ağustos 29th, 2008

Günün birinde iki dost varmış her ikiside çok iyimiş ama biri saf diğeri ise kurnaz ve açık gözlüymüş.Açık gözlü olan dostun şirketi batmış ve dostundan para istemiş bana borç para verir misin dostu nedemek sen benim en iyi dostumsun demiş ve bütün servetini vermiş.Aradan günler geçmiş açık göz olan işelrini büyütmüş işlerinde ilerlemiş ve dostunun yanına gitmiş senden birşey isticeğim senin nişanlının çok beğeniyorum bana onu verir misin demiş saf olan o benim nişanlım ama sen benim en iyi dostumsun demiş ve veririm demiş ve vermiş.aradan aylar geçmiş bu saf olan sostun bir gün işleri bozmuş ve dostunun yanına gitmiş ve ondan iş istemiş en iyi dostu ona iş vermemiş tabi bizim saf olan dostumuz biraz ezilip büzülmüş ve dışarı çıkmış yolda yaşlı bir adam oğlum çok hastayım bana şu reçetedeki ilaçları alır mısın demiş ve cebindeki son para ile adamın ilaçları almış ertesi günü bir avukat dün ilaçlarını aldınız yaşlı adam öldü ve tüm mal varlığını size buraktı demiş çocuk yaşırmış ama bu serveti kabul etmiş çünküihtiyacı vardı buna.
işlerini yoluna koydu ve tam arkadaşının şirketinin karşısına bir ev aldı niyeti sadece en iyi dostunu görebilmekti.birgün kapısına yaşlı bir teyze geldi oğlum çok acıktım bana yemek verir misin dedi . adamda teyze veririm ama bir şartla benim yanımda çalışır mısın hem bana yardım edersin hemde karnın doyar teyze kabul eder aradan 3 sene geçer kadın ona oğlum artık senin evlenme çağın geldi artık sana bir eş lazım demiş çocuk bu duruma kabul etmiş tamam teyze tanıdığın biri varsa evleneyim demiş kadın bizim orda çok iyi bir aile kızı var seni onunla başgöz edelim demiş ve en iyi arkadaşına nikah davetisesinden bir tanede ona yollar.ve düğün günü gelip çattığında çocuk mikrofonu eline alıp dostlar size bir diyeceğim var günün birinde benm en iyi dostum varda bir gün işleri battı benden para istedi bütün mal varlığımı ona verdim benden nişanlımı istedi gözümü kırpmadan ona verdim işlerim bozuldu yanına gittim iş istedim bana sana burda iş yok dedi ve diğer dost kapıdan içeri girdi misafirler size bir diyeceğim var dedi işleim battı ondan borç para istedim verdei bende ona sonra parasını geri verdim nişanlısını istedin çünkü nişanlısı ona göre bir kız değildi yolda karşına bir adam çıktı ona parasını verdi o beim babamdı kapısa bi teyze gitti ondan yemek istedi o benim annemdi evlenmek istedi evlenceği kızda benim kız kardeşimdir şimdi siz söyleyin GERÇEK DOST KİMDİR..!